DİKKAT EKSİKLİĞİ /AŞIRI HAREKETLİLİK (HİPERAKTİVİTE) BOZUKLUĞU
DİKKAT EKSİKLİĞİ /AŞIRI HAREKETLİLİK (HİPERAKTİVİTE) BOZUKLUĞU
12 yaşından önce başlayan, bir çok ortamda ortaya çıkan toplumsal güçlükler okulla ilgili ya da işle ilgili yeterlilik güçlükleri doğuran bir davranış örüntüsünün varlığını gerektirir. Belirtiler gelişimsel düzeyde orantısız bir biçimde en az altı aydır sürekli bulunuyor olmalıdır. Erken çocukluk yıllarında başlayan bir hastalıktır. Sanıldığından daha sıktır, % 4-8 gibi bir oranda görülmektedir; bu da 25-30 kişilik bir sınıfta en az 1-2 DEHB olan çocuk görülebileceği anlamına gelmektedir. Toplum tarafından yeni tanınmaya başlayan bir durum olmasına rağmen aslında uzun zamandan beri bilinmekte ve her sene hakkında yüzlerce araştırma yayınlanmaktadır. İlk kez 1845 yılında Dr. Henrich Hoffman isimli bir hekim tarafından tanımlanmış olmasına rağmen yine bir hekim olan Sir George F. Stil 1902’de yeniden bu bozukluğu vurgulayana dek hak ettiği ilgiyi görememiştir. Ancak bu tarihten sonra bu bozukluğun özelliklerini, nedenlerini, seyrini, tedavilerini araştıran çalışmalar hız kazanmıştır. Günümüzde artık şu rahatlıkla söylenilebilir ki: DEHB anne-babanın yetiştirme biçimlerinin doğrudan sonucu olmayan, kalıtsal özelliklerin ağır bastığı, hakkında oldukça bilgi sahibi olduğumuz bir rahatsızlıktır.
DİKKAT EKSİKLİĞİ /AŞIRI HAREKETLİLİK (HİPERAKTİVİTE) BOZUKLUĞU
ÜÇ TEMEL BELİRTİ HAVUZUNDAN OLUŞUR
Dikkat Eksikliği Belirtileri
Bu bozukluk, aşağıda sayılan en az altı dikkatsizlik belirtisi ile kendini gösterir.
- Ayrıntılara özen göstermeme
- Dikkati sürdürememe
- Dinlemiyor gibi görünme
- Verilen görevleri bitirememe
- İşlerini düzene koymakta güçlük çekme
- Sürekli bir zihinsel çaba gerektiren işlerden kaçınma
- Yapacağı işler için gerekli nesneleri sık sık kaybetme
- Dikkatin kolaylıkla dağılması
- Unutkanlık
Aşırı Hareketlilik Bozukluğu (Hiperaktivite ) Belirtileri
Aynı süre içinde aşağıdaki aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirtilerinden en az altısının varlığı gerekir.
- Yerinde duramama
- Oturduğu yerden kalkma
- Koşuşturma ya da bir yerlere tırmanma
- Sessizliğini sürdürememe
- Aşırı hareketlilik
- Çok konuşma
İmpulsivite/Dürtüsellik:
- Karşısındaki kişinin cümlelerini tamamlar ya da karşısındaki sorusunu daha bitirmeden yanıtını yapıştırır
- Sırasını bekleyemez
- Başkalarının sözünü keser ya da araya girer
Diğer yandan, DEHB bulunan çocuklar çok zaman sempatik, şeffaf, yaratıcı, coşkulu ve empati sahibi olurlar.
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun üç ayrı biçimi vardır:
Dikkat eksikliğinin önde geldiği tip: Dikkat eksikliği belirtileri ön plandadır. Aşırı hareketlilik ve dürtüsellik ya yoktur ya da kayda değer şiddette değildir.
Aşırı hareketliliğin ve dürtüselliğin önde geldiği tip: Aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirgin olarak vardır. Dikkat eksikliği belirtileri vardır, ancak önemsenecek şiddette değildir.
Birleşik tip: Hem dikkat eksikliği, hem de aşırı hareketlilik dürtüsellik belirtileri tanı alacak kadar şiddetlidir. En sık görülen tip birleşik tiptir.
Tanı nasıl konur?
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun varlığından söz edebilmek için belirtilerin yedi yaştan önce başlaması, okul ve ev gibi en az iki ortamda görülmesi, süreklilik göstermesi ve günlük yaşamı etkileyecek boyutta olması gerekir.
Okul öncesi çocuklarda tanı koymak zordur, çünkü küçük çocukların çoğu hareketlidir ve davranışları değişkenlik gösterir. Bu durumda en önemlisi zaman içinde değerlendirme yaparak gelişimin izlenmesidir.
Değerlendirme yapan uzman, klinik gözlemleri, muayene bulgularını, psikometrik test sonuçlarını aile ve öğretmenden aldığı bilgilerle birleştirerek tanıya ulaşır.
Tanı koymak kolay değildir, çünkü aile içi problemler, sağlık problemleri, öğrenme güçlüğü gibi sorunlar da çocuklarda hareketlilik ve kaoslu davranışlara sebep olabilir. Her ne kadar DEHB belirtileri mevcut olsa da, böyle bir durumda çocuk DEHB tanısı almaz.
Nedenleri nelerdir?
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunun asıl sebebi henüz bilinmese de, bozukluğun oluşumunda biyolojik (nörolojik) ve genetik faktörlerin rolü olduğuna işaret edilmektedir. DEHB’li çocukların beyinlerinin ön kısmında ve limbik sistemde bulunan kimyasal ileticilerin (neurotransmitterler) çalışmasında bozulma olduğu bilinmektedir. Beynin bu bölgeleri konsantre olma, planlama, davranışları kontrol etme, hafıza, motivasyon konularında önemli rol oynamaktadır. Çevresel faktörler ya da aile tutumları DEHB oluşmasına neden olmaz. Ama bulguların artmasında ya da azalmasında ve ek sorunların çıkmasında etkisi vardır.
DEHB kalıtsal bir hastalık mıdır?
DEHB kalıtsal yönü olan bir hastalıktır. Anne ya da babada DEHB olması çocukta bu hastalığın görülme riskini %50-60 oranında artırmaktadır. Yakın akrabalarda görülmesi ise riski %10-30 artırır.
DEHB’in görülme sıklığı nedir?
Çocukların %1’i DEHB’in ağır şeklini yaşar. Diğer şekillerinin görülme sıklığı %2-4 arasındadır. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha sık rastlanır.
Tedavi nasıl yapılır?
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğunda ilaç tedavisi son derece etkilidir. Uyarıcı ilaç ‘metilfenidat’ sayesinde dopamin kimyasal iletici sistemi daha iyi çalışır ve hedef belirtiler olan dikkatsizlik, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik üzerinde önemli derecede azalma görülür. Kimyasal iletici (neurotransmitter) üretimi yaş ile arttığı için DEHB’li çocukların bir kısmında erişkin yaşlarda şikayetler kendiliğinden azalır.
Ailenin hastalık hakkında bilgi ve destek alması çocuklarına doğru yaklaşımda bulunmaları için önemlidir. Bu çocukların daha fazla düzene ve kurallara ihtiyacı vardır. Enerjilerini boşaltıcı etkinliklerde bulunmaları gerekir.
Uzmanın öğretmene hastalık hakkında bilgi vermesi ve iletişim içinde olması önemlidir. Öğretmen, kendisine saygısı ve güveni azalan çocuğun başarılı olduğu alanları bularak, onu desteklemelidir ve planlı çalışmasında yardımcı olmalıdır.
DEHB’de başarı ile kullanılan Davranış Terapisi’nde çocuğun güçlüklerle başa çıkma becerisinin geliştirilmesi hedeflenir. Çocuk organize olmayı ve zamanı iyi kullanmayı öğrenir.
DEHB tedavisi itinalı yapılmalıdır. İlk görüşmede, anne, baba ve çocuğun seansa gelmesi istenilir. Aileden detaylı bilgi alınır ve DEHB belirtileri olan çocuğa yaşına uygun psikometrik testler yapılır, aynı zamanda çocuğun öğretmeni ile iletişime geçilir. DEHB tanısı konulduktan sonra tedavi süreci başlar. Terapinin ilk seansında anne ve babaya hastalık hakkında bilgi ve DEHB li çocuğa yaklaşım ve eğitim hakkında bilgi verilir. Aynı zamanda aile başa çıkamadığı sorunları paylaşır ve uzmandan destek alır. Çocuğa davranış terapisi verilir. DEHB li çocuklar önce eyleme geçer sonra düşünür ve bunun faturası kendilerine oldukça yüksek olarak kesilir. Davranış terapisinde çocuklarla DUR- DÜŞÜN-YAP programı üzerinde calisilir. Programda farklı problemler sunulacak ve çocuk sunulan problemi, 5 adımda çözümlemeyi öğrenecektir. Çocuklarla bakarak ve dinleyerek ilgilerini tek bir konuya vermeleri konusunda çalışma yapılacaktır. Çocuğun benlik saygısının artırılması ve arkadaş edinmesi hedeflenir. Gevşeme egzersizleri yapılır. Ödül yöntemi uygulanır. Bu görüşmeler bireysel olarak yapılır. Görüşme esnasında çocukta depresyon, kaygı gibi sorunlar görünürse, seans esnasında bu konulara da ilgi gösterilir.
Tedavi edilmeyen çocukları bekleyen riskler nelerdir?
DEHB’li çocuklar orta ya da üst seviyede bir zekaya sahip olsalar bile, eğitimlerine yeterince odaklanamadıkları için, bir yere kadar kompanse edebileceklerdir ve bu yüzden okul hayatlarında başarısızlık yaşayacaklardır. Tedavi edilmeyen çocuklarda depresyon, kaygı bozukluğu, tik bozuklukları ya da davranış bozuklukları oluşabilir. Çevresindeki insanlar tarafından sürekli eleştirilen çocukların özgüvenleri azalır. Dürtüsel davrandıkları için, antisosyal davranışlar geliştirebilirler. Araştırmalar bu çocukların ergenlik döneminde alkol ve madde kullanımına daha yatkın olduklarını saptamıştır. Bu durum gelecek yaşamları açısından önemli risk oluşturur. Tüm bu nedenlerle, erken tanı konulması ve etkili bir tedaviye zamanında başlanması son derece önemlidir.
NEDEN BAZI ÇOCUKLARDA DEHB GELİŞİRKEN DİĞERLERİNDE GELİŞMEZ ?
DEHB’nun ortaya çıkışını kolaylaştıran çevresel faktörler olduğu düşünülmektedir.
Gebelik esnasındaki faktörler:
Alkol kullanımı İlaç kullanımı
Kötü beslenme Sigara kullanımı Kimyasal zehirler (ör: kurşun)
Çoğul gebelik Doğum ve Doğumdan sonraki faktörler:
Zor doğum, doğum esnasında ya da sonrasında yaşanan tıbbi sorunlar
Erken doğum Düşük doğum ağırlığı
Merkezi sinir sistemi İnfeksiyonları Demir eksikliği Kimyasal zehirler (ör: kurşun)
DEHB HANGİ DURUMLARLA KARIŞTIRILABİLİR?
Yanlışlıkla DEHB zannedilebilecek birçok durum vardır.
Görme ve işitme bozuklukları, kötü beslenme, akut ve kronik fiziksel hastalıklar (ör: astım) gibi durumlar sıklıkla sonradan gelişen dikkat sorunlarına yol açarlar.
Bazı nöbet tipleri (özellikle “absans” epilepsi adı verilen bir epilepsi çeşidinde yer alan dalma nöbetleri) aileler ve öğretmenler tarafından yanlışlıkla DEHB zannedilebilir.
Uyku Bozukluklarına bağlı olarak yetersiz uyku, çocuk gün içinde uyuklayacağı ve dikkatini toplamakta güçlükleri olacağı için DEHB ile karıştırılabilir.
Kafa travması sonrasında da DEHB belirtileri gelişebilir; özellikle 7 yaşından sonradan gelişen DEHB varsa bu ihtimal akla getirilir. Fenobarbital, karbamazepin, antiastmatik ilaçlar (ör: teofilin) gibi bir çok ilaç çocuğun dikkat ile ilişkili beyin işlevlerini olumsuz etkileyip karşımıza DEHB belirtileri ile çıkabilir.
Ayrıca bazı psikiyatrik bozukluklarla DEHB belirtileri sıklıkla karıştırılabilir. Çocuklarda Depresyon kendisini huzursuzluk, hırçınlık, hiperaktivite, dikkat sorunları gibi erişkinlerden farklı belirtilerle seyredebilir ve bu nedenle DEHB kliniğini taklit edebilir. Kaygı (anksiyete) Bozukluklarında görülen tedirginlik, yerinde duramama gibi belirtiler bazen DEHB ile karıştırılabilir.
Özgül Öğrenme Güçlüğü ya da Zihinsel Gelişme Gerilikleri de karışabilecek diğer önemli durumlardır. Sadece okulda dikkat sorunları varsa ve beraberinde okul başarısızlığı öyküsü varsa bu ihtimal akla gelmelidir; öğretmenler çocuğun öğrenme zorluklarına bağlı sorunlarını sıklıkla “dikkat eksikliği” ile karıştırabilmektedirler.
DEHB ile beraber sık görülen durumlar nelerdir?
DEHB olan çocuklar diğer bazı bozuklukların gelişmesi ya da beraber görülmesi için artmış risk taşırlar.
- Davranım Bozukluğu
- Depresyon
- Anksiyete Bozuklukları (takıntılar, korkular, kaygılar,…)
- Gelişimsel (ör: motor becerilerinde) gecikmeler
- Öğrenme Güçlükleri (okuma, yazılı-anlatım , matematik, karma)
- Tourette Bozukluğu ve diğer Tik Bozuklukları
- Bipolar Affektif Bozukluk ? (çocukluk döneminde tanısı henüz tartışmalıdır)
- Enürezis Nokturna (gece altını ıslatma)
Bu bozukluklar DEHB olan çocukların 2/3’sinde gözlenebilir. Bu nedenle tanı konulur konulmaz bu yöndeki değerlendirmelerin yapılması, eşzamanlı diğer bozuklukların da araştırılması gerekir.
DEHB hakkında yanlışlar – doğrular
DEHB ile ilgili sonsuz sayıda yanlış bilgi ve yönlendirme ile karşılaşabilirsiniz ya da bazı ön yargılarınız olabilir.
Yanlış: DEHB, hekimler tarafından zor çocukları tanımlamak için uydurulmuş bir tanıdır.
Doğru: DEHB 50 yıldan daha uzun bir süredir bilinen bir bozukluktur. Hakkında çok iyi bilinen pek çok tıbbi bozukluktan daha fazla kanıt bulunmaktadır. Bu bozukluktaki davranış sorunlarının temeli, beynin yapısındadır. Okul çağı çocuklarında % 4-8 oranında oldukça sık görülür. Hekimlerin bu bozukluğu daha iyi tanımaya ve anlamaya başlaması ile beraber geçmişe oranla DEHB tanısı konulmasında artış olmuştur.
Yanlış: Benim utangaç, hayallere dalan, dikkatsiz çocuğum DEHB olmaz; bu tanı aşırı hareketli küçük oğlan çocuklarına konulan bir tanı değil mi?
Doğru: DEHB hem kızlarda hem de erkeklerde görülebilir. Ancak erkeklerde daha sıktır. Kızlarda hiperaktivite ile seyreden alt tipinden ziyade dikkatsizlik belirtileri ile seyreden alt tipinin görülme olasılığı erkeklerden daha fazladır.
Yanlış: Eğer anne-babaları yeterince terbiye etseler ve disiplin sağlasalardı bu çocuklar böyle olmazdı, esas sorun anne-babanın tutumlarındadır.
Doğru: Araştırmalar DEHB’nin anne-baba tutumlarının ve disiplin verme yöntemlerinin doğrudan bir sonucu olmadığını göstermektedir. Buna rağmen tıpkı diyabet, böbrek yetmezliği ve diğer bozukluklarda olduğu gibi tedavinin başarısı ailenin ilgi ve desteği ile yakından ilişkilidir.
Yanlış: Özel diyetler uygulanması ve bazı gıda katkı maddelerinin (gıda boyaları..vs.) kısıtlanması ile DEHB belirtileri düzeltilebilir.
Doğru: Özel diyetler yaptırmak ya da gıda katkı maddelerini kısıtlamak DEHB’yi önlemeyecektir. Ancak tabii ki çocuğun sağlıklı beslenmesi, spor yapması ve dinlenmesi genel sağlığı açısından faydalı olacağı gibi DEHB belirtileri ile başa çıkmasını da kolaylaştıracaktır.
Yanlış: “Bu çocukta DEHB olamaz! İsteyerek yaptığı işlerde, mesela tv seyrederken, bilgisayar oynarken dikkatini vermekte hiç sorunu yok”.
Doğru: Bazı zamanlar yaptığı işe iyi konsantre olabiliyor bile olsa yine de çocuğunuzda DEHB olabilir. DEHB olanlar bir çok olayda ve yapmaları gereken işlerde başından sonuna kadar takip edemezler, dikkatlerini yaptığı işe veya oyuna vermekte zorlanırlar; ancak, ilgilendikleri, keyif aldıkları ve (bilgisayar oyunları gibi) uyarıcı işlere daha iyi odaklanabilirler.
Yanlış: DEHB olan çocuklar yaşıtları kadar zeki olmadıkları için özel sınıflarda ya da okullarda eğitilirler.
Doğru: DEHB zekayı etkileyen bir bozukluk değildir. Ancak bu çocuklar DEHB’de yaşanan güçlüklerden dolayı okulda umulanın altında başarı gösterebilirler. Bu durum zeka ile ilgili sorunlardan ziyade davranış sorunları ile ilişkilidir. Ayrıca DEHB’ye “Özgül Öğrenme Güçlüğü” eşlik edebilir ve bu bozukluğa yönelik olarak eğitsel yaklaşımlar uygulanması gerekebilir. Bu çocukların özel bir eğitim alması, özel bir sınıfa konması gibi bir durum söz konusu değildir (öğrenme güçlüğü gibi ek bir sorun olmadıkça)
Yanlış: Oldukça basit; ilacı alıyorsun, iyileşiyorsun.
Doğru: İlaçlar ve yanısıra bazı davranış düzenleme teknikleri belirtilerin düzeltilmesine yardımcı olur. “Stimülan” ilaçların DEHB’de kullanımı ile ilgili 70 yıldan uzun süreli deneyim vardır ve uzun yıllardır DEHB tedavisinde başarı ile kullanılmaktadırlar. Bu ilaçlar beyin işlevlerini yavaşlatmaz tam tersine beynin bazı kısımlarını uyarır; odaklanabilme ve davranışlarını kontrol edebilme becerilerini arttırır. Ancak tedavinin başarısı tek başına ilacın başarısına bağlı değildir. Tedavinin başarısında başta öğretmenler olmak üzere söz konusu çocuğun sağlıklı gelişimine katkıda bulunabilecek diğer meslek dallarından kişilere (rehber öğretmen, okulun danışman psikoloğu, pedagog …gibi) ve aileye de önemli görevler düşmektedir.
Yanlış: Bu ilaçlar bağımlılık yapabilir.
Doğru: Araştırmalar tedavi almamış ergenlerde davranım, duygudurum ve anksiyete bozuklukları, antisosyal özellikler ve madde kullanımı, aile çatışmaları, bilişsel ve psikososyal ve akademik işlevlerde bozukluğun daha sık görüldüğünü göstermektedir. Bu veriler yeterli tedavi almamış çocukların ergenlikte madde bağımlılığı riskinin arttığına işaret etmektedir. Yani, stimülanların tedavide kullanılmaları ile madde bağımlılığı riskinin artması söz konusu olmadığı gibi azalması ihtimali bulunmaktadır.
Yanlış: Bu sadece bir dönem, çocuğum bunun üstesinden gelecektir, yaşla beraber düzelecektir.
Doğru: İleriye dönük çalışmalara göre, DEHB olan çocukların yaklaşık %70-85’i ergenlikte ve yetişkinlikte belirtilerin tamamını göstermektedir. Çocuk büyüdükçe hiperaktivite ile ilişkili belirtiler azalır ancak dikkat ile ilişkili sorunlar daha fazla devamlılık gösterir. Yaşla beraber bozukluğun gidişi daha olumlu etkilenebilmektedir. Belirtiler azalabilir, kişi belirtileri ile daha iyi baş etmeyi öğrenebilir.
Yanlış: Tedavi olmasa da kendiliğinden düzelir.
Doğru: DEHB tedavi edilmediği takdirde çocuğun ya da gencin yapısal zorluklarından kaynaklanan davranış sorunları ve okul başarısızlıkları devam edecektir. Çevresinden olumsuz eleştiriler alma riski artacaktır. Bütün bunlar çocuğun ya da gencin ikincil sorunlar geliştirmesine yol açacaktır. Yani okul başarısızlıkları ileride iş yaşamındaki başarısızlıklara; arkadaş ve aile ilişkilerinde yaşadığı sorunlar da ileride sosyal ilişkilerinde hatta evlilik yaşamında sorunlar yaşamasına yol açabilecektir. Yine depresyon, davranım bozukluğu gibi ek başka psikiyatrik bozukluklar gelişmesi söz konusu olacaktır.
Yanlış bilgilendirme, yönlendirmelerle karşılaşabileceğinizi daima göz önünde bulundurunuz. En sık yapılan yanlışlardan birisi tedavi gerektiren bir çocuğu tedavisiz bırakmaktır. Bunun gerekçesi olarak aileler sıklıkla psikiyatrik ilaçlardan çekindiklerini ifade ederler. Bu konuyla ilgili mutlaka bu konuda uzman bir “hekim” ile görüşülmesini öneriniz. Kulaktan dolma bilgiler ile çocuğunuzun zamanında tedavi olmamasının onun için ilerde başka riskleri beraberinde getirebileceğini unutmayınız.
İlaç tedavileri
Günümüzde DEHB belirtileri ilaçlar ile oldukça başarılı olarak düzeltilebilmektedir. Farklı türde ilaçlar kullanılmaktadır. En sık kullanılanlar “stimülanlar”dır. Stimülanlar: Bu gruptaki ilaçlar beyinin dikkat, dürtüler ve davranışın düzenlenmesi ile ilgili bazı bölgelerinde merkezi sinir sistemini uyararak etki gösterirler. Şu an tüm dünyada ve ülkemizde DEHB olan çocukların tedavisinde birinci seçenek olarak kullanılmaktadırlar. Stimülanların DEHB olan çocukların %70-80’inde faydalı olduğu düşünülmektedir. Kısa dönemde etkin oldukları birçok çalışmayla gösterilmiştir. Uzun dönemde de etkileri yeni çalışmalarla anlaşılmış ve etkin oldukları bulunmuştur. Bu grup içerisinde farklı ilaçlar yer almaktadır. Tedaviye ilk olarak hangi stimulan ile başlanacağına dair bir veri henüz yoktur. En çok metilfenidat ile ilgili çalışma olduğu için bu daha çok kullanılmaktadır. Bir stimulana yanıt alınamazsa diğer stimulana geçilmesi önerilmektedir.Bu ilaçlar arasında yan etkiler ve kullanılış biçimleri açısından bir takım farklar vardır. Bir ilaca yanıt vermeyen bir çocuk diğerinden faydalanabilmektedir. Ancak ülkemizde henüz yalnızca stimülanların tek bir etken maddesinden olan ilaçlar bulunmaktadır. İlk bakışta hiperaktif bir çocuk “uyarıcı” ilaçlar ile nasıl daha sakin bir çocuk olacak diye akla gelebilir. Oysa uyarıcı ilaçlar, beynin yeterince çalışmayan dikkat ve dürtüsellik ile ilgili bölgelerini uyararak daha fazla çalışmalarını sağlarlar.
Peki bu ilaçların olası yan etkileri nelerdir?
Stimülan ilaçlar ile ilgili 50-60 yıllık bir klinik deneyim bulunmaktadır. Bu ilaçların etkinliği ve güvenilirliği yıllar içerisinde kanıtlanırken bazı yan etkileri de daha iyi anlaşılmıştır. En sık karşılaşılan yan etkisi iştah kaybı ve uykusuzluk yapabilmesidir. Daha seyrek görülen diğer yan etkileri ise şunlardır: baş ağrısı, midede rahatsızlık hissi, “rebound” etki denilen ilacın etkisi geçtiği zaman çocuğun eski şikayetlerinin geri dönmesi hali, önceden tik bozukluğu olanlarda tiklerin alevlenebilmesi. Yan etkiler genellikle ciddi değildir, sorun yaratmaz. İlaçlar ile daha ayrıntılı bilgi edinmek istiyorsanız ya da endişeleriniz olursa bunları branşın uzman hekimiyle mutlaka konuşmalısınız. Eğer stimülan grubu ilaçlara yanıt alınamazsa ya da çocuğun ek olarak başka belirtileri varsa diğer gruplardan ilaçları kullanmak gerekebilir. En sık kullanılan stimülan ilaçlar:
- METİLFENİDAT* (hızlı salınımlı olanı) Ritalin (kontrollü salınımlı olanları) Concerta
- D-METİLFENİDAT
- DEXTROAMFETAMİN
- KARIŞIK AMFETAMİN * Ülkemizde sadece bu etken madde grubundan ilaç bulunmaktadır
Non stimülan ilaçlar:
- ATOMOKSETİN (Strattera)
- BUPROPİON (Zyban)
- VENLAFAKSİN (Efexor)
- MODAFİNİL (Modiodal)
- ALFA 2 AGONİSTLER# #Ülkemizde bu grup ilaçtan bulunmamaktadır
Çocuğunuza ilaç tedavisi başlandıysa nelere dikkat etmelisiniz?
Tedaviye genellikle düşük dozdan başlanır. Çocuğunuz için en uygun dozun bulunması amaçlandığından, bu dönemde hem ailenin hem de öğretmenin gözlemleri oldukça yol gösterici olacaktır. Bu dönemde iyi bir gözlemci olun, size verilen standart formları aradaki farkları, düzelmeleri vurgulayacak şekilde dikkatlice doldurun, ilacın etkilerini – yan etkilerini gözlemleyin. İlaç tedavisini hekimin önerdiği şekilde uygulanmasına azami dikkat gösterin. Bu çocukların dikkatlerinin dağınık olduğu ve unutkan oldukları da göz önüne alınırsa, ilaçların bir yetişkin denetiminde verilmesi gerekmektedir. Bu durumda öğretmeninden ya da varsa okul hemşiresinden yardım istemekten çekinmeyin.
Davranış düzenleyici yaklaşımlar ve psikoterapiler
Davranış düzenlemesi DEHB tedavisinde önemli bir yer tutar. Psikoterapiler ise standart olarak uygulanmazlar. Ancak zaman zaman tedavinin çok önemli bir parçasını oluştururlar: örneğin aile iletişiminde, ilişki biçimlerinde ciddi sorunlar varsa ve sorunlar çocuktaki bozukluğun gidişini olumsuz etkiliyorsa “aile terapisi” gerekebilir; ya da DEHB’nun yanı sıra anksiyete, depresyon, kendine güven ile ilgili sorunlar varsa bireysel psikoterapi gerekebilir. DEHB ‘nun biyolojik temele dayanan-zihinsel bir bozukluk olduğunu hatırlayın.
Çocuğun davranışlarının düzenlenmesinde aile ve öğretmene önemli görevler düşer.